Doç. Dr. Zeynep Karahan Uslu’nun TPB Parlamento Dergisi Röportajı

Doç. Dr. Zeynep Karahan Uslu:
Türkiye’nin tek saray vakfı olarak Yıldız Sarayı’nın gelişmesine, tanıtımına ve bazı eserlerin restorasyonuna katkı sağlamayı sürdürüyoruz

Söyleşi: Nehir Öztürk

Yıldız Sarayı Vakfı yönetim kurulu başkanı, Ak Parti ar-ge başkan yardımcısı Doç. Dr. Zeynep Karahan Uslu, “siyaset kurumunun parçası olmuş şahsiyetler belki hiçbir alanda edinilemeyecek farklı yaşam tecrübelerine, ilişki ve birikimlere sahipler. bu birikimin fayda üretmeye devam etmesi, için sivil toplum faaliyetlerine destek vermenin toplumsal bir sorumluluk olduğu kanaatindeyim” diyor.

Adsız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlendiğiniz Yıldız Sarayı Vakfı; eşsiz konumu, hayranlık uyandıran mimarisi ve Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine ait izler taşıması dolayısıyla paha biçilemez değerdeki Yıldız Sarayı ile ilgili faaliyetler yürütüyor. Söyleşimizde öncelikle Yıldız Sarayı’na ilişkin değerlendirmelerinizi öğrenebilir miyiz?
Yıldız Sarayı tarihî mirasımızı anlamak ve sahiplenmek adına sadece üstün estetik anlayışın tezahür ettiği bir mimari kompleks olmakla sınırlı olmayan, 16. yüzyıldan itibaren çeşitli biçimlerde Osmanlı sultanlarına evsahipliği yapsa da asıl olarak Sultan II. Abdülhamid Han döneminde merkezin merkezi diyebileceğimiz bir siyasi odağa dönüşerek tarihimizin izlerini halen hissettiren bir kültürel miras. Ancak böyle bir mirasın 1926-27 arasında kumarhane olarak kullanılmış olmasını, yakın tarihimizin en kabul edilemez sayfaları arasında acıyla hatırladığımızı da söylemek lazım. Yıldız Sarayı, bir dönem de Silahlı Kuvvetler tarafından idari merkez, askerî okul olarak kullanılan, ancak 1978’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devri sonrasında müze olarak değerlendirilebilen, uzun yıllar ihmal edilmiş bir zenginliğimiz. Şimdilerde tamamlanmak üzere olan geniş çaplı restorasyonlarla milletimizin ve ülkemizi ziyaret edenlerin hizmetine en görkemli haliyle sunma imkanı yakalanmış olması ise bugünün gururunu bize hissettiriyor.

Yıldız Sarayı, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri ağırlıyor. Sarayın ülkemizin tanıtımı ve turizme katkılarıyla ilgili görüşleriniz nelerdir?
Yıldız Sarayı, Osmanlı’nın son dönemini yansıtan estetik zirve denebilecek mimarisiyle son büyük sarayımızdır. Doğu ve Batı medeniyeti mimari anlamda harmanlanmış, bünyesindeki birçok mimari şaheser bambaşka bir lezzette insanlığa adeta armağan edilmiştir. Tiyatrodan marangozhaneye, Porselen Fabrikası’ndan Müzehane’ye dek hiçbir sarayımızda bulunmayan çeşitlilikte yapılar kadar bu yapılarda yaşanan hikay eler de ilgi çekicidir. Saray masalsı atmosferinin yanı sıra Cihannüma Köşkü’nden aynı anda İstanbul Boğazı , Haliç ve Marmara Denizi’ni seyretmenin ayrıcalığını yaşayıp, 80 dönüm gibi devasa büyüklükte bir tabiat senfonisinde doğa, kültür ve tarihle iç içe, İstanbul’u en güzel biçimde terennüm etme imkanı sunmaktadır. Bu bağlamda bu eşsiz kültür mücevherimiz nesillerimize ve tüm dünyaya medeniyetimizin büyük kültür aktarıcısı olma misyonuyla donanmıştır diyebiliriz.

Yıldız Sarayı Vakfı’nın kuruluş öyküsüyle ilgili bilgi aktarabilir misiniz? 33 yıllık geçmişe sahip vakıf, faaliyetlerini hangi amaçlar doğrultusunda yürütüyor?
Vakıf çalışmalarımız kültür ve sanat faaliyetleri ağırlıklıdır. Faaliyetlerimizi, odağına medeniyet ve tarih bilincinin geniş toplum kesimleri nezdinde güçlendirilmesini koymak suretiyle gerçekleştiriyoruz. Bu bağlamda özellikle cennetmekân Sultan II. Abdülhamid Han’ın fikriyatı, kimliği ve milletine bağlılığını ortaya koyan akademik çalışmalar kotarılmaktadır. Türkiye’nin tek Saray Vakfı olmamız hasebiyle Yıldız Sarayı’nın gelişmesine, tanıtımına ve bazı eserlerin restorasyonuna da katkı sağlamayı sürdürüyoruz.

Yıldız Sarayı Vakfı sergi, panel, konferans, AB projeleri gibi çeşitli faaliyetler gerçekleştiriyor. Bu faaliyetler arasında ön plana çıkanları, bu söyleşi çerçevesinde değinmek istediklerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?
Elbette. Yakın zamanda gerçekleştirdiklerimiz bağlamında ifade edersek Sultan II. Abdülhamid Han’ın tahtının restorasyonunu üstlendik. Yine bu büyük tarihi şahsiyetin vefatının yıldönümü vesilesiyle bilimsel bir toplantı gerçekleştirdik. 25. Cülus Hediyeleri Sergisi ile çeşitli saraylardan elde ettiğimiz eserleri bir araya getirerek bir ilke imza attık. Sarayın ziyaretçi trafiğini de artıran bu büyük kültür etkinliğini, dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ve Sayın Sare Davutoğlu hanımefendinin açılışlarıyla gerçekleştirip sergi kataloğunu yetkin bilim insanlarımızın makalelerine yer vererek yayımladık. Bunun dışında da birçok sergi ve kültürel faaliyet gerçekleştirdik. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu gibi uluslararası kuruluşlar nezdindeki üyeliklerimiz çerçevesinde faaliyetlerimizde devam ediyor.

Adsızs

“VAKIF ÇALIŞMALARIMIZ KÜLTÜR VE SANAT FAALİYETLERİ AĞIRLIKLIDIR. FAALİYETLERİMİZİN ODAĞINDA MEDENİYET VE TARİH BİLİNCİNİN GENİŞ TOPLUM KESİMLERİ NEZDİNDE GÜÇLENDİRİLMESİ YER ALMAKTADIR.”

Vakfın önümüzdeki dönemde gerçekleştirmeyi planladığı proje ve faaliyetlerle ilgili bilgi verebilir misiniz?
Şu sıralarda kültür mirasımız açısından çok kıymetli bir zanaat olan Osmanlı Saray Porselenciliği’nin günümüzdeki tek temsilcisi Yıldız Porselen Fabrikası bünyesinde bir eğitim programını organize ediyoruz. Böylelikle bu dalda gelişmek ve meslek edinmek isteyen gençlerimize iş imkanı ve bu zanaatın devamına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Diğer taraftan Türk vatandaşı olmasına vesile olduğum, yüzyılın müzik dâhisi olarak görülen Suriyeli mülteci gencimiz Tambi Asaad tarafından verilecek, Sultan Abdülaziz’in bestelerinin de sanatseverlerle buluşacağı bir piyano resitali gerçekleştirerek hem bu yeni yeteneğin kültür çevreleriyle buluşmasını sağlayacak hem de ceddimizin bir büyük değerinin sanatsal yönünü toplumla paylaşma imkanı bulacağız. Diğer taraftan, şu ana kadar hiç yapılmamış olan Yıldız Sarayı Müzesi Eser Kataloğu’nun basımını da üstlenmeyi planlıyoruz.

Adsız3

 

 

 

 

 

 

TBMM 22. ve 24. Dönemlerde milletvekilliği yaptınız. Geçmiş dönemlerde Meclis çatısı altında yer almış milletvekillerinin bilgi ve tecrübelerini sivil toplum alanında değerlendirmelerinin önemine ilişkin görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Siyaset kurumunun parçası olmuş şahsiyetler belki hiçbir alanda edinilemeyecek farklı yaşam tecrübelerine, ilişki ve birikimlere sahipler. Bu birikimin fayda üretmeye devam etmesi için sivil toplum faaliyetlerine destek vermenin toplumsal bir sorumluluk olduğu kanaatindeyim. Keza hem akademisyen hem de siyasetçi şapkasıyla baktığımda sivil toplum faaliyetlerinin parçası olmak kişinin iç dünyasını zenginleştirme, iyi ve doğrunun parçası olduğu hissiyatını güçlendirerek yaşamdan aldığı manevi hazzı yükseltme anlamında da kişisel katkı sağlayan bir alan. Ayrıca sivil toplum kuruluşlarının siyasette olduğu gibi somut iş, katma değer üretme imkanı sağlayan işleyiş mantığı da bu alanı siyasetçiler
için anlamlı kılıyor.

Adsızdddd